yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?
bu kaçıncı sessizlik....
bu kaçıncı merhaba...
bir gün sana yine yollarda rastlasam,
birlikte kır kahvelerine gitsek,
yine konuşmasak.
artık bana kızma,hadi...
kara maskemizin arkasında,
silahlı sesimizin arkasında,
isimlendirilemeyen ismimizin arkasında,
gördüğünüzün arkasında, bizim arkamızda,
bizim arkamızda, biz siziz.
arkada, biz, sıradan, alışılmış kadın ve erkekleriz
her ırktan,
her renkten,
her dili konuşan,
her yerde yaşayan.
aynı unutulmuş kadın ve erkekler.
aynı dışlanmış,
aynı hor görülmüş,
aynı eziyet edilmiş insanlar
biz siziz.
arkamızda, siz bizsiniz.
maskelerimizin arkasındaki bütün dışlanmış kadınların yüzüdür,
bütün unutulmuş yerlilerin,
bütün eziyet görmüş homoseksüellerin,
bütün dövülmüş göçmenlerin,
bütün küçümsenen işçilerin,
bütün ihmal kurbanlarının,
bütün sıradan ve alışılmış kadın ve erkeklerin,
saymayanların,
görülmeyenlerin,
isimsizlerin,
yarını olmayanların yüzü....
subcomandante marcos
kremalı bisküvinin
kreması gibisin
bisküvileri ayırdığımda
hep diğer tarafta kalıyor
fazla olan kısım
peki sana
kremalı bisküvi dedik
ben ne olacağım
yumurtanın ipana ile
fırçalanmayan tarafı mı?
''her şeyin bir sebebi var''
dediğim zaman
''gerçekten bunun bir sebebi yok''
demelerinin de
bir sebebi olmuş olduğunu
anlamış bulunmaktayım
vakti gelince bu konuyu
seninle paylaşacağım...
04:33 aynı istikamet..yaktığım lambadan ötürü otobüste mıymıy edenler mevcut
dışarıdan bakınca
çok masum olduğunu
söylemeden geçemeyeceğim...
ya dünyanın
en güzel ilker diyen kızıydın
ya da dünyanın
en güzel kızıydın
yine de
masumluğu ispat edilene kadar
suçludur herkes...
istanbul yolunda saat 04:26 köroğlu istikameti
ve ben simdi
sendeki beni
bendeki sana kavusturuyorum
bu şehrin karanlık sokakları gibisin
neden her seferinde seni buldum sanırken
daha bir uzaklaştın?
benden kaçtın her seferinde
''sana çok kırıldım'' diyen sarhoşa
''neden''
demek gibi bana cevabın
ya da vermediğin cevabın...
bekliyorum seni
sessiz ama umutlu..
o gün geldiğinde
şartlar münâsip, katlim vâciptir benim
çok yukardan yuvarlanan
bir bozuk para gibiyim,
kimsenin eğilip almaya
tenezzül bile etmediği bir bozuk para.
yoldan geçerken üstüme basma sakın
beni farkedip cebine al
ezilmekten korkuyorum
cami önünde
incil satan haham sabrıyla,
seni beklemekteyim mütemadiyen
gel ve cebine al beni
düşündüm durdum
sana sen demek
bana ben demekten
daha zor
gel o halde
ikimizden bir biz yapalım
ve selam edelim
biz buradayız diye
yetmiyor kelimelerim
çok uzun zamandır
bir sarap açıyorum
arkadaşı da ezine peyniri
zaman doldu taştı
yapacak bir şey yok
gün umut günüdür
dilek gerçekleşirse
bir yer yeşil kalacak
dilek gerçekleşmezse
o yer kararacak
bir umut günü hediyem
kabul edersen, yeşilsin
izmaritleri yan komşunun bahçesine attım yine
sabaha açamaz gülleri kurumuş toprağın
kendi kendine de ölürdü nasılsa
diyerek vicdanımı rahatlatırken ben
bir nedenim daha olsaydı;
derken izmaritler söndü üzerinde taşların
aynı şemsiyede ıslanırcasına
oysa son bir sorum vardı sana
kendimi sana eklemek istemiştim sadece...
masaüstümdeki klasörler gibi dağınığım
gel beni topla demiyorum ama
zaten gelmezsin biliyorum
pi'yi dört alırsak düzeltiriz belki
aramızdaki eğikliği
33 maç 9 gol 21 asist..
anti-futbola karşı,kasaplığa karşı,medyaya karşı inadına:
-lincoooooooooooooooooln lincoooooooooooooooooooooooooooooooln
"benim adım harry kewell,
Galatasaraylı Kewell,
futbol hayatımda çok düştüm,
düşürüldüm...
bitti dediler,
ayağa kalkamaz,oynayamaz dediler...
Galatasaray'da yeniden doğdum,
arkadaşlığı mutluluğu buldum Galatasaray'da,
bir şeyi çok iyi öğrendim,
Galatasaraylı olmanın ne büyük bir ayrıcalık olduğunu..."
emindim...
kimse girmeyecekti artık içeri
yaramaz bir çocuk gibisin
zile basıp kaçan!
vazgeçtiğim anlarda buluyorsun beni
içeri girip çıkmaktasın devamlı
tam tutacağım elini
o kadar narin ki...
korkuyorsun
bırakıp gidiyorsun
düşüyorsun.
ayağa kalktığın vakit
gün gelir beni düşünürsen
unutma...
bana inanmamak kadar günah
daha yazılmadı kitaplarda
çimenler daha yeşildi
ışıklar daha parlak
gece uyumadan önce
her yer murphy yasalarına boğuldu
neşeliydim esasında
derin kederlere saplanmadan önce
sabah bir çok şarkı sözüne güldüm yine
sonra gökhan özen cıktı tv ye
korktum ağladım...
sevdim diyenler gördüm
bıyık altından güldüm
ki bıyığım da seyrektir hani
gözlerin bana kederli bir istanbul akşamını anımsatıyor
benim ise gözlerim üşüyor ama bu sefer soğuktan değil.
gözlerimin penceresini kapatıyorum hiç bir yararı olmasa da
uykuyla savaş verirken bir anda rüyalarda buluyorum kendimi
ama zamanla hepsi geçecek
zaman zaman yine zaman
delirdiğin anlar olacak...normal
sen uyandığında son bulacak hepsi
yeni uyanmış gülümserken belkide
teşekkür etme bana
ben rica ettim çoktan
ısrarcı olmak lazım bazen
konuşulmadan geçse de geceler
tekrar denemek lazım
son bir kez daha denemek
denemek ve yine denemek lazım
vazgeçmemek lazım
eğer anlam çıkartamıyorsan
bir türlü hayatın anlamsızlıklarından
kaçıp gitmeyeceksen boğulduğun yalnızlığından
vazgeçmemen lazım
sonunda hep aynı cevabı alacağını bilsen bile
keşke bir kez daha deneseydim
dememek için belki de...
ulaşılmaz bir kaygım yok
fakat zaman hep bekletir
tek bir beklentim var senden
bu bir belirsizlik
bunu çözene kadar sürdüreceğim
rüyadan uyandım
ama
tekrar görmek için uyuyacağım
...
yeter bana
bir kaç cümle,bir iki kelime
biraz virgül ve son nokta
o kadar.
şemsiyemi açıp yağmuru beklediğim gibi
beklemekteyim seni
söyle şimdi
yine geleceksin
hep aklımdaki gibi
sonra gelişlerin.
gelişlerin her zamanki gidişlerin gibi olacak.
bende bıraktığın gidişlerin gibi.
neden?
nedeni belli:
sendeki ben...